MHP KADIN KOLLARI AŞURE GÜNÜ DÜZENLEDİ

 

5Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Osmaniye İl kadın Kolları tarafından Aşure Günü düzenlendi. Salı Pazarı girişinde düzenlenen etkinlikte binlerce kişiye Aşure ikramı yapıldı.

MHP Osmaniye İl Kadın Kolları Başkanı Selma Yücel, düzenlenen etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada “Bilindiği gibi Muharrem ayındayız. Bu ayın bir önemli özelliği de Aşure yapılmasıdır. Biz de kadın kollarımızdaki bayanlarla Aşure yapıp ikram ettik. Daha önce Cumhuriyet Meydanı, Karaoğlanoğlu Parkı gibi şehrin merkezi yerlerinde yaptığımız etkinliği, bu sene vatandaşlarımızla daha yakın olmak için Salı Pazarı’nda yaptık. Aynı zamanda Pazar olması nedeniyle de daha çok hemşerimiz ile buluşma imkanı bulduk. Onlara yaptığımız Aşureyi ikram ettik. Etkinliğimize büyük ilgi oldu. Emeği geçen tüm üyelerimize de teşekkür ediyorum” dedi.

Bu arada son günlerde çokça şehit verilmesini de değerlendiren Başkan Selma Yücel, “Bu vesileyle şehitlerimiz için de Kur’an-ı Kerim okuduk ve şehitlerimiz için dualar ettik. Tüm şehitlerimizi bir kez  daha rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, mekanları Cennet olsun” diye konuştu.

Aşure etkinliğine Osmaniye Belediye Başkan Vekili Mustafa Uçan, Cevdetiye Belediye Başkanı İlhami Önal, Engelliler Platformu Başkanı Mimar Haydar Aktürk, Osmaniye Merkez Mahalle Muhtarları Dernek Başkanı Ahmet Özener ve yönetimi, MHP eski Merkez İlçe Başkanı Ali Fuat Kardaş, Ülkü Ocakları eski İl Başkanı Ertuğrul Cevahir, bazı sivil toplum kuruluşlarını temsilcileri ile çok sayıda kadın kolları üyeleri katıldı.

 

AŞURE’ NİN HİKAYESİ NEDİR?
Aşure pişirmek Osmanlıdan sonra daha önem kazanmıştır.
Nuh peygamber zamanından geldiği de bilinmektedir.
Herkes aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir.

Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir.
AŞURENİN HİKÂYESİ İSE ŞU KISSAYA DAYANMAKTADIR:
Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır.
Sonunda kavmini Allah’a şikâyet eder. Allah, Hz. Nuh’a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.
Siz de evinizi aşurenin tadı ile bazendirin. Aşure tarifi ile en güzel aşureyi siz pişirin.
Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır.
Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar.

Ten nur’un kaynaması ile gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur. Gemi aylarca suda kalır.

Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar.

O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz. Aşurenin hikâyesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Yüzyıllardan bu yana değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir Aşure. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilir idi.
Muharrem ayının 10. günü oruçla başlanırmış güne, kazanlarca aşureler yapılıp eşe dosta, konu komşuya dağıtılırmış. O zamanda aşure dağıtan gönüllü “aşure sebilcileri” varmış. Fakire, fukaraya aşure dağıtırlarmış.
AŞURE ORUCU NEDEN TUTULUR?
Peygamber (s.a.s.), “Aşure günü orucunun, önceki yılın günahlarına keffaret olacağını umarım” (Tirmizî, Savm, 47) buyurarak bu günde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. Ancak Yahudiler, Muharrem’in sadece 10. gününde oruç tuttuklarından, onlarınkine benzememesi için önüne veya sonuna bir gün ilavesiyle iki gün ve yahutta hem öncesine hem de sonrasına bir gün ilave edilerek üç gün oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. HadisKitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

  1. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
  2. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
  3. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
  4. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
  5. Hz. İsa(a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
  6. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
  7. HZ. İBRAHİM‘in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
  8. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
  9. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)

Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe‘nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir.

 

 

 

Ali Celal KAYMAK