SALGIN HASTALIK TECRÜBELERİ VE RİSKLERİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı hemşerimiz Levent KÜÇÜK, salgın hastalık tecrübeleri ve risklerin yeniden değerlendirilmesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Küçük: “Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ya da Covid-19 salgın hastalığı ile mücadele sürecinde; kamu kurumları, yerel yönetimler, sanayi ve ticaret işletmeleri, hizmet işletmeleri, hane halkı ve bireyler olarak her birimiz önemli tecrübeler edindik. Bu güne kadar sadece kağıt üzerinde yazılı bulunan riskler ile karşı karşıya kalarak, bu risklere karşı aldığımız önlemlerin yeterliliğini ölçmüş olduk. Bir bakıma, mevcut durumumuzu görerek, üstünlük ve zayıflıklarımızı anlamış olduk “ dedi. TÜDER Genel Başkanı Levent KÜÇÜK, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “-Sağlığımız başta olmak üzere, kendimizin, sevdiklerimizin önemini daha iyi anladık. Dünya olarak birbirimize muhtaç olduğumuzun, ortak aklın, bilimin ve yardımlaşmanın önemini bir kez daha kavramış olduk. Kurumsal yönetim anlayışı ya da kurumsal devlet hafızası oluşturma açısından, salgın hastalıkla mücadele sürecinde kazanılan bu önemli tecrübelerin, gelecekte yaşanabilecek benzer risklerle (deprem, kuraklık, enerji kıtlığı, savaş vb) mücadelede kullanılması büyük önem taşımaktadır. Eksikliklerin giderilmesi, olası zararların asgariye indirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu bakımdan; 1-Kamu kurumlarından yerel yönetimlere, sanayi işletmelerinden ticari işletmelere, STK’lardan bireylere kadar her birimiz bu tecrübelerimizi öncelikle yazılı hale getirerek, kalıcı kılmak mecburiyetindeyiz. Hangi riskler ile karşılaştığımızı, bunlara karşı neler yaptığımızı ve ne sonuçlar elde ettiğimizi yazarak, kurumsal hafızamızı, ülke hafızamızı oluşturmalıyız. 2-Kamu yönetimi açısından, öncelikle (tarımsal ürünler başta olmak üzere) gıda ürünleri üretimi ve dağıtımı ile sağlık sistemi açısından, kendi kendimize yeten bir ülke olmanın gerekliliğini bir kez daha anlamış ve yaşamış olduk. Sosyal devlet anlayışı ön plana çıkarken, birey ve ailenin korunmasının önemi çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu açıdan, üretim anlayışı ile ekonomi ve sosyal politikaların yeniden değerlendirilmesi yararlı olacaktır. 3-Yerel yönetimler, sosyal yardımlaşma ile temizlik ve hijyenin sağlanması açısından ne kadar gerekli olduklarını bir kez daha ortaya koymuşlardır. Bu açıdan, hükümet ve STK’lar ile işbirliği ve koordinasyonunun sağlanması ve yardım toplamaya ilişkin mevcut düzenlemeler yeniden değerlendirilerek, kamu yararına uygun, daha kolay ve daha izlenebilir hale getirilmesi sağlanmalıdır. Senin yardımın, benim yardımım anlayışı değil, hepimizin yardımı anlayışı tesis edilmelidir. Belediyeler açısından, özellikle işyerleri ile satışa sunulan ürünlerin hijyen ve temizliği ile denetimi daha da önemli hale gelmiştir. 4-Sanayi, ticaret ve hizmet işletmeleri açısından, özellikle üretim, satış ve dağıtım riskleri ile finansal riskler ön plana çıkmıştır. Bu nedenle, varlık ve borçların etkin yönetimi ile üretim, satış ve dağıtım kanallarının yeniden planlanması gerekli görülmektedir. Risklere karşı, sigortacılığın önemi bir kez daha anlaşılmış olup, alternatif sigorta branşlarının (Özellikle telafi edici sigortaların) gerekliliği ortaya çıkmıştır. 5-Birey ve hane halkı olarak, abartmadan yaşamanın, sağlıklı doğru beslenmenin, temizlik ve hijyenin, ailemizin, kendimizin ve tüm sevdiklerimizin önemini bir kez daha anlamış olduk. Komşu komşunun külüne muhtaçtır sözünde olduğu gibi, hepimizin birbirimize muhtaç olduğunu ve salgın hastalık ve ölüm riskinde hepimizin eşit olduğunu bir kez daha yaşamış olduk. Bu açıdan yaşantımızı ve tüketim alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirerek, toprağımıza, suyumuza, yeşilimize, ağacımıza, doğamıza sahip çıkmalıyız. İsraftan kaçınarak, tasarrufu ön planda tutmalıyız. En önemlisi, sevdiklerimizin ve kendimizin kıymetini bilmeliyiz. SONUÇ OLARAK; Salgın hastalıkla mücedele devam ederken, bu süreçte kazanılan tecrübelerin kalıcı hale getirilmesi ve risklerin yeniden değerlendirilerek mevcut tedbirlerin gözden geçirilmesi, geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Tabir yerinde ise, her birimiz şapkamızı önümüze koyarak düşünme ve yeniden değerlendirme yapmalıyız. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üretim ve sanayi işletmeleri, hatta küçük işletmeler, kurumsal yönetimin en önemli unsuru olan “Kurumsal risk yönetimi” anlayışını benimseyerek, 2021 yılını “Kurumsal Risk Yönetim Yılı” ilan etmeli, mevcut durumlarını gözden geçirerek, eksikliklerini acilen gidermelidir. Bu konuda, merkezi yönetim öncülük etmelidir. Küçük, açıklamasını “Biz bireyler ve hane halkları ise, tasarrufu ön planda tutarak, abartmadan yaşamayı benimsemeli, bunu yaşam biçimi haline getirmeliyiz.Yararlı olması temennisiyle, sağlıklı, huzurlu ve mutlu, güzel günler diliyorum” diyerek tamamladı. Hasan KILIÇ